Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
211
Nizâmnâmesinüñ on ikinci maddesinde beyân olundığı vechle yalnız üç
gurûş kâğıd bahâ ve usûl-i cedîde vechle bir gurûş kâtibiye alınarak müceddeden
tarla açılmak üzere meccanen ihâle olunmak câiz olub ancak sabangîr tarla
olarak bilâ-sâhib hâlî kalmış olan yerler bu hükümden müstesnâ olarak
bil-müzâyede tâlibine ihâle olunur ve zikr olunan boz ve kıraç yerlerin müceddeden
açılub tarla ittihâzı dahi Arâzî Kânûnnâme-i Hümâyûnu’nuñ yüz üçüncü
maddesinde tasrîh olundığı vechle cânib-i mîrîden izn ve ruhsat alınmağa
mevkûf olduğundan kânûnnâme-i mezkûruñ neşr ve i‘lânı târîhinden soñra
cânib-i mîrîden izn ve ruhsat alınmayarak açılub tarla ittihâz olunan mahallerin
mutasarrıfından târîh-i zabt ve i‘mârındaki tapu-yı misli alınarak aña ihâle
kılınur fakat bu hüküm dahi bend-i sâbıkda beyân olundığı üzere altı mâh zarfında
bilâ-‘uzr mutasarrıfı gelüb de ber-vech-i muharrer tapu-yı mislini vererek senede tâlib
olmaz ise ol hâlde şimdiki tapu-yı misli alınarak aña tefvîz olunur
Altıncı Bend: Hakk-ı tapu ashâbına tefvîz olunacak arâzî içün alınacak
tapu-yı misl bil-müzâyede tebeyyün iden veyâhud hâricden bir şahs tarafından
‘arz olunan mikdâr dimek olmayub belki bî-garaz erbâb-ı vukûfuñ ihbârları
üzere ol arâzîniñ emsâline nazaran sahîh bahâsı dimek olduğundan hakk-ı
tapusu olan arâzî-i mahlûleyi mezâda çıkarmağ hilâf-ı kânûn oldığı
misillü alınacak tapu-yı misl Beytü’l-mâliñ hakk-ı meşrû‘u olmağla haber viren
erbâb-ı vukûf eger pâre alarak veyâhud başka dürlü garaza mebnî ziyâde
ve noksan haber virür ise Cezâ Kânûnnâme-i Hümâyûnu iktizâsınca te’dîb
olunacakdır ve bu bâbda mülkiye ve mâliye me’mûrları dahi başkaca mes’ûl olacak
ve harc-ı mu‘tâd almak içün arâzîniñ tahmîn-i kıymeti husûsunda dahi ‘ayniyle
böylece ihtimâm olunacakdır
Yedinci Bend: Çiftlik ebniyesi mahalli ve bâğ ve bâğçe gibi şeylerin yerleri içün
nizâmı vechle sened virildikde yerleriniñ kıymetinden yüzde beş gurûş harc
alınacakdır ancak bunların tahmîn-i kıymetinde kâ‘ide budur ki yerlerin üzerinde bulunan
ebniye ve kürûm ve eşcâr yok farz olunarak kuru tarla oldukları hâlde
Nizâmnâmesinüñ on ikinci maddesinde beyân olundığı vechle yalnız üç
gurûş kâğıd bahâ ve usûl-i cedîde vechle bir gurûş kâtibiye alınarak müceddeden
tarla açılmak üzere meccanen ihâle olunmak câiz olub ancak sabangîr tarla
olarak bilâ-sâhib hâlî kalmış olan yerler bu hükümden müstesnâ olarak
bil-müzâyede tâlibine ihâle olunur ve zikr olunan boz ve kıraç yerlerin müceddeden
açılub tarla ittihâzı dahi Arâzî Kânûnnâme-i Hümâyûnu’nuñ yüz üçüncü
maddesinde tasrîh olundığı vechle cânib-i mîrîden izn ve ruhsat alınmağa
mevkûf olduğundan kânûnnâme-i mezkûruñ neşr ve i‘lânı târîhinden soñra
cânib-i mîrîden izn ve ruhsat alınmayarak açılub tarla ittihâz olunan mahallerin
mutasarrıfından târîh-i zabt ve i‘mârındaki tapu-yı misli alınarak aña ihâle
kılınur fakat bu hüküm dahi bend-i sâbıkda beyân olundığı üzere altı mâh zarfında
bilâ-‘uzr mutasarrıfı gelüb de ber-vech-i muharrer tapu-yı mislini vererek senede tâlib
olmaz ise ol hâlde şimdiki tapu-yı misli alınarak aña tefvîz olunur
Altıncı Bend: Hakk-ı tapu ashâbına tefvîz olunacak arâzî içün alınacak
tapu-yı misl bil-müzâyede tebeyyün iden veyâhud hâricden bir şahs tarafından
‘arz olunan mikdâr dimek olmayub belki bî-garaz erbâb-ı vukûfuñ ihbârları
üzere ol arâzîniñ emsâline nazaran sahîh bahâsı dimek olduğundan hakk-ı
tapusu olan arâzî-i mahlûleyi mezâda çıkarmağ hilâf-ı kânûn oldığı
misillü alınacak tapu-yı misl Beytü’l-mâliñ hakk-ı meşrû‘u olmağla haber viren
erbâb-ı vukûf eger pâre alarak veyâhud başka dürlü garaza mebnî ziyâde
ve noksan haber virür ise Cezâ Kânûnnâme-i Hümâyûnu iktizâsınca te’dîb
olunacakdır ve bu bâbda mülkiye ve mâliye me’mûrları dahi başkaca mes’ûl olacak
ve harc-ı mu‘tâd almak içün arâzîniñ tahmîn-i kıymeti husûsunda dahi ‘ayniyle
böylece ihtimâm olunacakdır
Yedinci Bend: Çiftlik ebniyesi mahalli ve bâğ ve bâğçe gibi şeylerin yerleri içün
nizâmı vechle sened virildikde yerleriniñ kıymetinden yüzde beş gurûş harc
alınacakdır ancak bunların tahmîn-i kıymetinde kâ‘ide budur ki yerlerin üzerinde bulunan
ebniye ve kürûm ve eşcâr yok farz olunarak kuru tarla oldukları hâlde