⚠️

Deneysel Transliterasyon (Orijinal kaynaklara danışınız!)

  • Burada görülen çıktı, büyük dil modeli tarafından üretilmiş ve herhangi bir düzeltmeden geçirilmeden, birebir yansıtılmıştır.
  • Bu metnin hatalar ve eksikler içermesi olasıdır. Sadece referans ve ön izleme amaçlı kullanılmalıdır. Daima birincil kaynaklara başvurunuz.
  • Düstur metni Kongre Kütüphanesi adresinden alınmıştır. (Turkey, and Abdülhamid Ii Collection. Düstur. [Istanbul: Matbaa-i Amire Ankara: Başbakanlık Basımevi, 1863] Periodical. https://www.loc.gov/item/ne62000951/.)
Page 243
Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
233

Vefâtında yalnız evlâd-ı zükûr ve inâsa müsâviyen intikâl eylemek üzere uhdesine
geçirilmek usûlüne karâr verilmiş ve bu cihetle evlâddan ilerisinde hakk-ı intikâl
olmadığından bunun fıkdânıyla mahlûl olan mülk vakfa rücû’ ederek şart-ı
meşrûh ile bâ-mu‘accele âharine verildiğinden bu mu‘accelât ile icârât-ı
müeccele ve ferâğ ve intikâlde vakıf içün alınan harc-ı vesâik vakıflara îrâd
olmak üzere te’sîs kılınmış ve bu karârdan sonra yapılmış olan vakıflar dahi
bi’t-te‘âmül bu kâideye tevfîk olunmuş olmakla bununla hem emlâkin ma‘mûriyeti
ve hem de menfa‘ati birlikde husûle gelüb işte icâreteyn denilen usûl bundan
ibâret bulunmuşdur.

Eimme-i dîn olan müctehidîn-i kirâmın usûl-i vakfiye hakkında olan re’y
ve kavillerinin ihtilâf-ı rahmet-ittisâfı ma‘lûm olarak burada andan bahs
etmek lâzım gelmeyüb fakat bir mülkü vakf etmek devletce birçok takyîdât altında
olmasıyla herkes dilediği yeri vakf eylemeğe muktedir olamayarak bu cihetle
emlâk-ı vakfiye pek az olub birçok emlâk-ı sırf dahi mevcûd olmasıyla
herkes şerâit-i mevzû‘a ve ma‘lûmesiyle vakıfları tasarruf eylemekde
veyâhud bu sûret işine gelmez ise mülk-i sırf bulub temellük etmekde
min-cihetin muhtâr iken sonraları nasılsa bu takyîdât zâil olduğundan
ba‘zısı sahîhan niyet-i hayriye ve ba‘zısı dahi evlâd ve ensâbına îrâd yapmak gibi
menfa‘at-ı zâtiye üzerine rast geldiği yeri dahi umûma terk olunmuş olan
sokak ve meydanları belki âharının câmi‘ havlilerini bile vakf edüb
bu hâl ile ekser yerde ve ale’l-husûs Dersaâdet’de mülk-i sırf olan
yer hîç kalmadığı cihetle herkes hâh nâhâh vakıflara mutasarrıf olmak
mecbûriyetinde olub evlâdı olmayan bir kimse ise vefâtından sonra
sâir müte‘allikâtının mahrûm olacaklarını gördükçe müteessir olması emr-i tabî‘î
olduğundan ve hakîkat-ı hâlde dahi bir adamın çalışub yapdığı ve teberru‘an li’l-vakf
olduğu hâtırına bile gelmeyerek âdetâ malı gibi zan ederek inşâ eylediği
meskenden bilâ-veled vefâtı takdîrinde zevce veyâ ahfâdının sokağa atılması

30
l