Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
25
Edilmiş ve hayâlce mesâil yazılmış iken hayyiz-i fi'le gelemeyüb bu dahi (El-umûru
merhûnetün bi-evkâtihâ) hükmünce te'sîsi ehem olan bir çok mevâdd-ı hayriye gibi
magbût-ı a'sâr olan asr-ı mehâsin-hasr-ı hümâyûna kalmışdır.
Muvaffakiyet-i celîle-i hazret-i pâdişâhî semere-i feyz-behre'si olarak
müşâhed-i a'yun-ı iftihâr olan bunca âsâr-ı hasene sırasında bu dahi
husûle gelmek üzre ilm-i fıkıhdan asrın ihtiyâcâtına göre rûz-merre
zuhûra gelen muâmelâtın tatbîkine kâfî olabilecek öyle bir eser-i hayrın
vücûda getirilmesi emr-i ehemi âcizlerine havâle buyurulmuş olduğundan
ber-mûceb-i irâde-i aliyye Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliye dâiresinde bi'l-ictimâ fıkhın
muâmelât kısmından kesîrü'l-vukû ve muâmelât-ı asra göre bedîhiyyü'l-lüzûm
olan mevâdd hakkında sâdât-ı Hanefiyye'nin akvâl-i mu'teberesi cem' edilerek
müteaddid kitâblara taksîm ve (Ahkâm-ı Adliye) ismiyle tevsîm olunmak üzre
bir mecelle tertîbine bi'l-ibtidâr mukaddimesiyle kitâb-ı evveli hitâm bularak bir nüshası
zât-ı hakâyık-âyât hazret-i fetvâ-penâhîye verildiği gibi ilm-i fıkıhda
mehâret ve ma'lûmât-ı kâfiyesi olan dîger ba'zı zevât-ı fahâme dahi
bir nüshası bi'l-i'tâ olunan ihtârât üzerine ta'dîlât-ı lâzıme icrâ
olundukdan sonra tebyîz ile huzûr-ı hakâyık-zuhûr-ı vekâlet-penâhîlerine
arz olundu bunun lisân-ı Arabîye nakl ve tercemesi der-dest olduğu gibi
dîger kitâblar dahi cem' ve te'lîf olunmak üzre-dir.
Bi'l-mütâlaa muhât-ı ilm-i âlî buyurulur ki mukaddimenin ikinci makâlesi
( İbn Nüceym ) ile ânın meslekine sâlik olan fukahânın cem' eyledikleri
kavâid-i fıkhiyye olub hükkâm-ı şer' bir nakl-i sarîh bulmadıkça yalnız bunlarla
hükm edemez lâkin mesâil-i fıkhiyyenin inzibâtına küllî fâideleri olarak
erbâb-ı mütâlaa mesâili edillesiyle zabt etmiş olurlar ve me'mûrîn-i sâireye
her husûsda merci' olabilür ve bunlarla bir âdem muâmelâtı mehmâ-emken
şer'a tevfîk ve takrîb edebilir binâenaleyh kitâb yâhûd bâb ünvâniyle
yazılmayub mukaddimeye derc olunmuşdur kütüb-i fıkhiyyede ekseriyâ mesâil ile
Edilmiş ve hayâlce mesâil yazılmış iken hayyiz-i fi'le gelemeyüb bu dahi (El-umûru
merhûnetün bi-evkâtihâ) hükmünce te'sîsi ehem olan bir çok mevâdd-ı hayriye gibi
magbût-ı a'sâr olan asr-ı mehâsin-hasr-ı hümâyûna kalmışdır.
Muvaffakiyet-i celîle-i hazret-i pâdişâhî semere-i feyz-behre'si olarak
müşâhed-i a'yun-ı iftihâr olan bunca âsâr-ı hasene sırasında bu dahi
husûle gelmek üzre ilm-i fıkıhdan asrın ihtiyâcâtına göre rûz-merre
zuhûra gelen muâmelâtın tatbîkine kâfî olabilecek öyle bir eser-i hayrın
vücûda getirilmesi emr-i ehemi âcizlerine havâle buyurulmuş olduğundan
ber-mûceb-i irâde-i aliyye Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliye dâiresinde bi'l-ictimâ fıkhın
muâmelât kısmından kesîrü'l-vukû ve muâmelât-ı asra göre bedîhiyyü'l-lüzûm
olan mevâdd hakkında sâdât-ı Hanefiyye'nin akvâl-i mu'teberesi cem' edilerek
müteaddid kitâblara taksîm ve (Ahkâm-ı Adliye) ismiyle tevsîm olunmak üzre
bir mecelle tertîbine bi'l-ibtidâr mukaddimesiyle kitâb-ı evveli hitâm bularak bir nüshası
zât-ı hakâyık-âyât hazret-i fetvâ-penâhîye verildiği gibi ilm-i fıkıhda
mehâret ve ma'lûmât-ı kâfiyesi olan dîger ba'zı zevât-ı fahâme dahi
bir nüshası bi'l-i'tâ olunan ihtârât üzerine ta'dîlât-ı lâzıme icrâ
olundukdan sonra tebyîz ile huzûr-ı hakâyık-zuhûr-ı vekâlet-penâhîlerine
arz olundu bunun lisân-ı Arabîye nakl ve tercemesi der-dest olduğu gibi
dîger kitâblar dahi cem' ve te'lîf olunmak üzre-dir.
Bi'l-mütâlaa muhât-ı ilm-i âlî buyurulur ki mukaddimenin ikinci makâlesi
( İbn Nüceym ) ile ânın meslekine sâlik olan fukahânın cem' eyledikleri
kavâid-i fıkhiyye olub hükkâm-ı şer' bir nakl-i sarîh bulmadıkça yalnız bunlarla
hükm edemez lâkin mesâil-i fıkhiyyenin inzibâtına küllî fâideleri olarak
erbâb-ı mütâlaa mesâili edillesiyle zabt etmiş olurlar ve me'mûrîn-i sâireye
her husûsda merci' olabilür ve bunlarla bir âdem muâmelâtı mehmâ-emken
şer'a tevfîk ve takrîb edebilir binâenaleyh kitâb yâhûd bâb ünvâniyle
yazılmayub mukaddimeye derc olunmuşdur kütüb-i fıkhiyyede ekseriyâ mesâil ile