Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
35
57 Madde: Teberru ancak kabz ile tamam olur.
Meselâ bir âdem birine bir şey hibe etse kabl’el-kabz hibe tamam olmaz.
58 Madde: Raiyye yani tebaa üzerine tasarruf maslahata menûttur.
59 Madde: Velâyet-i hâssa velâyet-i âmmeden akvâdır.
Meselâ mütevellî-i vakfın velâyeti kâdının velâyetinden akvâdır.
60 Madde: Kelâmın i’mâli ihmâlinden evlâdır.
Yani bir kelâmın bir mânâya hamli mümkün oldukça ihmâl yani mânâsız i’tibâr olunmamalıdır.
61 Madde: Mânâ-yı hakîkî müteazzir oldukda mecâza gidilür.
62 Madde: Bir kelâmın i’mâli mümkün olmaz ise ihmâl olunur.
Yani bir kelâmın hakîkî ve mecâzî bir mânâya hamli mümkün olmaz ise ol halde mühmel yani mânâsız bırakılur.
63 Madde: Mütecezzî olmayan bir şeyin ba’zını zikr etmek küllü zikr gibidir.
64 Madde: Mutlak ıtlakı üzere cârî olur.
Eğer nassan yâhud delâleten takyîd delîli bulunmaz ise.
65 Madde: Hâzırda ki vasf lağv ve gâibde ki vasf mu’teberdir.
Meselâ bâyi’ meclis-i bey’de hâzır olan bir kır atı satacak olduğu halde şu yağız atı şu kadar bin guruşa sattım dese îcâbı mu’teber olup yağız ta’bîri lağv olur. Ammâ meydanda olmayan bir kır atı yağız deyu satsa vasf mu’teber olmakla bey’ mün’akid olmaz.
66 Madde: Suâl cevabda iâde olunmuş addolunur.
Yani tasdîk olunan bir suâlde ne denilmiş ise mucîb anı söylemiş hükmündedir.
67 Madde: Sâkite bir söz isnâd olunmaz.
Lâkin ma’raz-ı hâcetde sükût beyândır.
Yani sükût eden kimseye şu sözü söylemiş oldu denilmez. Lâkin söyleyecek yerde sükût etmesi ikrâr ve beyân addolunur.
68 Madde: Bir şeyin umûr-ı bâtınada delîli ol şeyin makâmına kâim olur.
Yani hakîkatine ıttılâ’ müteassir olan umûr-ı bâtınada delîl zâhirîsi ile hükm olunur.
57 Madde: Teberru ancak kabz ile tamam olur.
Meselâ bir âdem birine bir şey hibe etse kabl’el-kabz hibe tamam olmaz.
58 Madde: Raiyye yani tebaa üzerine tasarruf maslahata menûttur.
59 Madde: Velâyet-i hâssa velâyet-i âmmeden akvâdır.
Meselâ mütevellî-i vakfın velâyeti kâdının velâyetinden akvâdır.
60 Madde: Kelâmın i’mâli ihmâlinden evlâdır.
Yani bir kelâmın bir mânâya hamli mümkün oldukça ihmâl yani mânâsız i’tibâr olunmamalıdır.
61 Madde: Mânâ-yı hakîkî müteazzir oldukda mecâza gidilür.
62 Madde: Bir kelâmın i’mâli mümkün olmaz ise ihmâl olunur.
Yani bir kelâmın hakîkî ve mecâzî bir mânâya hamli mümkün olmaz ise ol halde mühmel yani mânâsız bırakılur.
63 Madde: Mütecezzî olmayan bir şeyin ba’zını zikr etmek küllü zikr gibidir.
64 Madde: Mutlak ıtlakı üzere cârî olur.
Eğer nassan yâhud delâleten takyîd delîli bulunmaz ise.
65 Madde: Hâzırda ki vasf lağv ve gâibde ki vasf mu’teberdir.
Meselâ bâyi’ meclis-i bey’de hâzır olan bir kır atı satacak olduğu halde şu yağız atı şu kadar bin guruşa sattım dese îcâbı mu’teber olup yağız ta’bîri lağv olur. Ammâ meydanda olmayan bir kır atı yağız deyu satsa vasf mu’teber olmakla bey’ mün’akid olmaz.
66 Madde: Suâl cevabda iâde olunmuş addolunur.
Yani tasdîk olunan bir suâlde ne denilmiş ise mucîb anı söylemiş hükmündedir.
67 Madde: Sâkite bir söz isnâd olunmaz.
Lâkin ma’raz-ı hâcetde sükût beyândır.
Yani sükût eden kimseye şu sözü söylemiş oldu denilmez. Lâkin söyleyecek yerde sükût etmesi ikrâr ve beyân addolunur.
68 Madde: Bir şeyin umûr-ı bâtınada delîli ol şeyin makâmına kâim olur.
Yani hakîkatine ıttılâ’ müteassir olan umûr-ı bâtınada delîl zâhirîsi ile hükm olunur.