⚠️

Deneysel Transliterasyon (Orijinal kaynaklara danışınız!)

  • Burada görülen çıktı, büyük dil modeli tarafından üretilmiş ve herhangi bir düzeltmeden geçirilmeden, birebir yansıtılmıştır.
  • Bu metnin hatalar ve eksikler içermesi olasıdır. Sadece referans ve ön izleme amaçlı kullanılmalıdır. Daima birincil kaynaklara başvurunuz.
  • Düstur metni Kongre Kütüphanesi adresinden alınmıştır. (Turkey, and Abdülhamid Ii Collection. Düstur. [Istanbul: Matbaa-i Amire Ankara: Başbakanlık Basımevi, 1863] Periodical. https://www.loc.gov/item/ne62000951/.)
Page 802
Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
793

...te’diyesiçün kezalik medyûne mahkeme tarafından bir mehel i'tâsı câiz olamaz fakat poliçe ve tahvil-i mezkûr tüccârdan olmayan kimesneler tarafından imzâ olunmuş olduğu ve bedelleri dahi umûr-ı ticâretden dolayı bir borç olmadığı tahakkuk etmiş olduğu takdirde medyûnun mehel istihsâline hakkı olur.

Elli dokuzuncu mâdde: Asıl bir da’vânın rü’yeti esnâsında bir muvakkat iddiâ dahi zuhûr edüb de mahkeme-i ticâret işbu iddiâ-yı muvakkatin ve gerek asıl da’vânın hüküm ve karârını verebilecek derecede bulunduğu hâlde ikisini birden hüküm etmeğe mecbûr olacakdır aksi takdîrde evvel be-evvel iddiâ-yı muvakkati hüküm edüb ba’dehû asıl da’vânın îcâbına bakacakdır.

Altmışıncı mâdde: Vâki’ olan iddiâ bir sened-i resmî veyâ medyûnun mu’terif olduğu bir taahhüd veyâhud istînâf olunmamış olan bir hükm-i sâbık üzerine müesses olduğu hâlde buna dâir hüküm lâhik oldukdan sonra istînâfı içün istid’â olunsa bile iddiâ-yı mezkûrun hüküm ve karârıyla berâber muvakkaten icrâsına hüküm olunacakdır fakat bu hâlde sâhib-i iddiâdan kefîl yâ te’mînât-ı kaviyye alınır veremediği sûretde mahkûmun bih olan akçe bi’t-tahsîl ticâret mahkemesinde emâneten tevkîf olunur.

Altmış birinci mâdde: Bir iddiâ mâdde-i sâbıkada beyân olunan husûsât üzerine müesses olmayub da icrâsı müsta’cel ve elzem bulunduğu hâlde yine muvakkaten icrâsı câiz olub fakat dâin taleb eylediği şeyin reddi zımnında irâe-i kefîl etmedikçe veyâhud iâde ve îfâsına muktedir olduğunu mübeyyin senedât ibrâzıyla te’mînât-ı kaviyye göstermedikçe muvakkaten icrâsı hüküm olunmayacakdır.

Altmış ikinci mâdde: Mahkeme-i ticâret hüküm eylediği mâddenin muvakkaten icrâsını dahi berâberce hüküm etmediği sûretde artık bir karâr-ı âharla hükmüne muktedir olamayub fakat tarafeyn dilediği hâlde huzûr-ı dîvân-ı istînâfda evvel be-evvel bunun hükmünü taleb edebilir.

Altmış üçüncü mâdde: Da’vâsında haksız çıkan eşhâs zeyl-i kânûnun yüz ikinci mâddesinin ahkâm ve şerâitine tatbîkan harc-ı i’lâm ve sâir nizâmen...
Makbûl