Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
224
Beyân olunmayarak yalnız tahkîr ve tezyîf ve şetm yolunda îrâd olunan tâbirâta kadh ıtlâk olunur.
On dokuzuncu madde: Bir meclis ve mahkeme veyâhûd devletçe teşkîl olunmuş olan sâir bir heyet hakkında zemm veyâ kadh vukuunda mütecâsiri on beş günden bir seneye kadar hapsolunur veyâhûd iki yüzlük altından elli altına kadar cezây-ı nakdî alınır.
Yirminci madde: Memûrîn ve hademe-i devlet-i aliyye aleyhinde zemm vukuunda on günden on mâhe kadar habis ile veyâhûd bir altından kırk altına kadar cezây-ı nakdî ahziyle hükmolunur.
Yirmi birinci madde: Düvel-i ecnebiyyenin nezd-i saltanat-ı seniyyede mukîm büyük elçi ve murahhas ve orta elçileri ve maslahatgüzârları ve sâir memûrları aleyhinde gazeteler vâsıtasıyla zemm vuku bulduğu takdîrde mütecâsiri sekiz günden sekiz mâhe kadar habis veyâhûd bir altından otuz altına kadar cezây-ı nakdî ahzolunur.
Yirmi ikinci madde: Efrâd-ı ahâlî hakkında gazeteler vâsıtasıyla zemm vukubulduğu hâlde elli kuruşdan on beş altına kadar cezây-ı nakdî ahz ve yâ beş günden beş aya kadar habis cezâsı icrâ olunur.
Yirmi üçüncü madde: Memûrîn-i devlet-i aliyyeden birinin ve her kim olur ise olsun sâir kimesnenin mücerred zâtına âid olmak üzere zemm vukuunda zemm eden kimesne hakkında muayyen olan cezâ tamâmâ icrâ olunur fakat memûrîn-i devletin ve bir memûriyet sıfatıyla hareket etmiş olan zevâtın umûr-ı memûrelerine müteallik zemm eden olur ise muhâkemesi lede'l-icrâ isnâd etdiği maddeyi isbât edebildiği hâlde hakkında bir gûne mücâzât lâzım gelmeyecekdir ve bu sırada ol memûrun zâtı hakkında kadh vukubulmuş ise yalnız bunun cezâsı hükmolunur.
Yirmi dördüncü madde: Yirmi ve yirmi birinci maddelerde beyân olunan devlet-i aliyye ve düvel-i fahîme-i mütehabbe memûrları haklarında kadh vukuu takdîrde mütecâsiri beş günden beş mâhe kadar habis ve elli kuruşdan on beş altına kadar cezây-ı nakdî ahziyle mücâzât edilir.
Yirmi beşinci madde: Efrâd-ı nâs hakkında kadh vukubulur ise mütecâsiri iki günden iki aya kadar habis veyâhûd otuz kuruşdan beş altına kadar cezây-ı nakdî ahz olunur.
*Yirmi*
Beyân olunmayarak yalnız tahkîr ve tezyîf ve şetm yolunda îrâd olunan tâbirâta kadh ıtlâk olunur.
On dokuzuncu madde: Bir meclis ve mahkeme veyâhûd devletçe teşkîl olunmuş olan sâir bir heyet hakkında zemm veyâ kadh vukuunda mütecâsiri on beş günden bir seneye kadar hapsolunur veyâhûd iki yüzlük altından elli altına kadar cezây-ı nakdî alınır.
Yirminci madde: Memûrîn ve hademe-i devlet-i aliyye aleyhinde zemm vukuunda on günden on mâhe kadar habis ile veyâhûd bir altından kırk altına kadar cezây-ı nakdî ahziyle hükmolunur.
Yirmi birinci madde: Düvel-i ecnebiyyenin nezd-i saltanat-ı seniyyede mukîm büyük elçi ve murahhas ve orta elçileri ve maslahatgüzârları ve sâir memûrları aleyhinde gazeteler vâsıtasıyla zemm vuku bulduğu takdîrde mütecâsiri sekiz günden sekiz mâhe kadar habis veyâhûd bir altından otuz altına kadar cezây-ı nakdî ahzolunur.
Yirmi ikinci madde: Efrâd-ı ahâlî hakkında gazeteler vâsıtasıyla zemm vukubulduğu hâlde elli kuruşdan on beş altına kadar cezây-ı nakdî ahz ve yâ beş günden beş aya kadar habis cezâsı icrâ olunur.
Yirmi üçüncü madde: Memûrîn-i devlet-i aliyyeden birinin ve her kim olur ise olsun sâir kimesnenin mücerred zâtına âid olmak üzere zemm vukuunda zemm eden kimesne hakkında muayyen olan cezâ tamâmâ icrâ olunur fakat memûrîn-i devletin ve bir memûriyet sıfatıyla hareket etmiş olan zevâtın umûr-ı memûrelerine müteallik zemm eden olur ise muhâkemesi lede'l-icrâ isnâd etdiği maddeyi isbât edebildiği hâlde hakkında bir gûne mücâzât lâzım gelmeyecekdir ve bu sırada ol memûrun zâtı hakkında kadh vukubulmuş ise yalnız bunun cezâsı hükmolunur.
Yirmi dördüncü madde: Yirmi ve yirmi birinci maddelerde beyân olunan devlet-i aliyye ve düvel-i fahîme-i mütehabbe memûrları haklarında kadh vukuu takdîrde mütecâsiri beş günden beş mâhe kadar habis ve elli kuruşdan on beş altına kadar cezây-ı nakdî ahziyle mücâzât edilir.
Yirmi beşinci madde: Efrâd-ı nâs hakkında kadh vukubulur ise mütecâsiri iki günden iki aya kadar habis veyâhûd otuz kuruşdan beş altına kadar cezây-ı nakdî ahz olunur.
*Yirmi*