Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
624
mehel-i mezkûr içinde sâlifü’l-beyân tasdiknâmenin vürûd ve ibrâzına ta’lîk idecekdir (3)
Dördüncü bend — Bir tâcir duhanı resm-i mürûru edâ eyledikden sonra diyâr-ı ecnebiyeye gitmek üzere diğer bir tâcire satdıği hâlde, mukaddemce gerek bâyiin ve gerek müşterînin evvelce alınmış olan resm-i mezkûrun istirdâdına istihkâk ve salâhiyetleri olamıyacakdır (3)
Beşinci bend — Duhandan resm-i mürûru ahz ve istîfâ olundukdan sonra koçanından kat’ ile ashâb-ı yedlerine verilecek matbû’ edâ tezkereleri iki nev’ üzere olub bir nev’i duhanın resm-i mürûrunu edâ etmiş olduğu şehir ve kasaba veyâhud büyük karye veyâhud panayır ve bâzâr ve iskele mahallinde sarf ve istihlâk olunacak duhana mahsûs ruhsatiye tezkeresi nâmiyle olacak ve diğer nev’i duhanın resm-i mezbûru edâ etdiği mahalden bilâ-tevakkuf doğruca diğer mahalle nakl kılınacak duhana tahsîsan imrâriye tezkeresi nâmında olacak ve işbu nev’-i sânî ya’ni imrâriye tezkeresini almış olanlar duhanlarını mezkûr şehir ve kasaba ve karye ve panayır ve bâzâr ve iskele mahallinin içine idhâl edemeyüb doğrudan doğruya mahall-i maksûdlarına azîmet edecek ve bir gice beytûtet etmeleri lâzım gelse bile mahall-i mezkûreye girmeyüb hâricinde bir münâsib yerde giceleyecek ve öyle hâricde beytûtet mevsimin müsâadesi olmadığı ve kurb ve civârda barınacak bir başka mahall-i münâsib bulunmadığı takdîrde duhanlarını ferdâsı sabâhleyin kaldırıb götürmek üzere resm-i mürûru mahallinde terk birle kendüleriyle hayvanları içerüye girebilecek ve nev’-i evvel ya’ni ruhsatiye tezkeresini ahz eylemiş bulunanlar muahharan duhanlarını bir başka mahalle nakl etmek istediklerinde zikr olunan ruhsatiye tezkeresini duhan nâzır ve müdîr veyâhud me’mûrine redd edüb yerine meccânen imrâriye tezkeresini istihsâl eyleyecek ve ashâbının bu vechle tebdîlen aldıkları imrâriye tezkeresiyle ihrâc edecekleri duhanın mikdârı hîn-i hurûcunda mezkûr tezkere ile tatbîk olunub mikdârında bir hîle vukûunda ya’ni tezkerede muharrerden ziyâde mikdârı
(3) Duhan ihrâcâtının nizâmnâme-i mahsûsu olduğundan bu bendlerin hükmü yokdur
imrâr
mehel-i mezkûr içinde sâlifü’l-beyân tasdiknâmenin vürûd ve ibrâzına ta’lîk idecekdir (3)
Dördüncü bend — Bir tâcir duhanı resm-i mürûru edâ eyledikden sonra diyâr-ı ecnebiyeye gitmek üzere diğer bir tâcire satdıği hâlde, mukaddemce gerek bâyiin ve gerek müşterînin evvelce alınmış olan resm-i mezkûrun istirdâdına istihkâk ve salâhiyetleri olamıyacakdır (3)
Beşinci bend — Duhandan resm-i mürûru ahz ve istîfâ olundukdan sonra koçanından kat’ ile ashâb-ı yedlerine verilecek matbû’ edâ tezkereleri iki nev’ üzere olub bir nev’i duhanın resm-i mürûrunu edâ etmiş olduğu şehir ve kasaba veyâhud büyük karye veyâhud panayır ve bâzâr ve iskele mahallinde sarf ve istihlâk olunacak duhana mahsûs ruhsatiye tezkeresi nâmiyle olacak ve diğer nev’i duhanın resm-i mezbûru edâ etdiği mahalden bilâ-tevakkuf doğruca diğer mahalle nakl kılınacak duhana tahsîsan imrâriye tezkeresi nâmında olacak ve işbu nev’-i sânî ya’ni imrâriye tezkeresini almış olanlar duhanlarını mezkûr şehir ve kasaba ve karye ve panayır ve bâzâr ve iskele mahallinin içine idhâl edemeyüb doğrudan doğruya mahall-i maksûdlarına azîmet edecek ve bir gice beytûtet etmeleri lâzım gelse bile mahall-i mezkûreye girmeyüb hâricinde bir münâsib yerde giceleyecek ve öyle hâricde beytûtet mevsimin müsâadesi olmadığı ve kurb ve civârda barınacak bir başka mahall-i münâsib bulunmadığı takdîrde duhanlarını ferdâsı sabâhleyin kaldırıb götürmek üzere resm-i mürûru mahallinde terk birle kendüleriyle hayvanları içerüye girebilecek ve nev’-i evvel ya’ni ruhsatiye tezkeresini ahz eylemiş bulunanlar muahharan duhanlarını bir başka mahalle nakl etmek istediklerinde zikr olunan ruhsatiye tezkeresini duhan nâzır ve müdîr veyâhud me’mûrine redd edüb yerine meccânen imrâriye tezkeresini istihsâl eyleyecek ve ashâbının bu vechle tebdîlen aldıkları imrâriye tezkeresiyle ihrâc edecekleri duhanın mikdârı hîn-i hurûcunda mezkûr tezkere ile tatbîk olunub mikdârında bir hîle vukûunda ya’ni tezkerede muharrerden ziyâde mikdârı
(3) Duhan ihrâcâtının nizâmnâme-i mahsûsu olduğundan bu bendlerin hükmü yokdur
imrâr