Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
738
Hiç bir suretle iz’ac ve ızrar veyahud taharri ve ihzarına memur oldukları adamlar içün mensubat ve müteallikatı bi-gayr-i hakk icbar etmekden ziyadesiyle içtinab edecek ve katil ve sarık ve kutta‘-i tarik ve carih makulelerinden maadasını gerek karyeden kasabaya ve gerek çarşıdan hükümet konağına isal esnasında bağlamayacak ve bağlayacakları adamlara yalnız bağdan başka darb ve sair gûne muamele-i tahkiriye ve ta’zibiye vukua getirmeyeceklerdir.
Yirmi İkinci Madde: Bir kaza dahilinde eşkiya zuhuru etdiği vakit gerek ol kazadan ve gerek bi’l-muhabere hem-hudud olan diğer kazalardan lüzumu miktar asakir-i zabtiye tertib ve sevkıyla her taraftan emr-i ta’kib ve istisale müsaraat ve itina olunacak ve lüzumu halinde bir kazanın asakir-i zabtiyesi diğer kaza hududunu tecavüz ederek ve oralarda bulunacak askerle dahi birleşüb yekdiğerine muavenet eyleyerek heman tutuluncaya kadar eşkiyanın arkası bırakılmayacaktır.
Yirmi Üçüncü Madde: Asakir-i zabtiyeden birisi veyahud bir kaç neferi ifa-yı memuriyet eder iken bir gûne müşkilata uğradıkları vakit kuvve-i nizamiye tarafından muavenet-i maktaziye icra olunacaktır.
Yirmi Dördüncü Madde: Asakir-i zabtiye muhafaza-i emniyet-i umumiyeye memur olduğundan asakir-i nizamiye-i şahaneden dahi birisi veyahud bir kaç neferi bir gûne uygunsuzlukda bulundukları vakit asakir-i zabtiye kendülerini men‘ ile lüzumu halinde alub en yakın asakir-i nizamiye karakolhanesine teslim edeceği gibi öyle uygunsuzlukda bulunacak asakir-i zabtiye dahi asakir-i nizamiye tarafından görüldükde kezalik men‘ ile beraber en yakın zabtiye karakolhanesine teslim kılınacaktır.
Yirmi Beşinci Madde: Asakir-i zabtiye zabitan ve neferatı talimat-ı mahsusasına tatbikan itfa-yı harika ve gerek harik zuhur eden mahalden ve gerek civar hanelerden çıkarılacak her nevi eşyanın zayi‘ etdirilmemesine itina ve dikkat eyleyeceklerdir.
Yirmi Altıncı Madde: Asakir-i zabtiye zabitan ve efradı vazife-i mülkiye ve askeriyelerini icra esnasında bir adam hakkında sû-i muamele ederler ve ücret namıyla ve nam-ı aharla...
Hiç bir suretle iz’ac ve ızrar veyahud taharri ve ihzarına memur oldukları adamlar içün mensubat ve müteallikatı bi-gayr-i hakk icbar etmekden ziyadesiyle içtinab edecek ve katil ve sarık ve kutta‘-i tarik ve carih makulelerinden maadasını gerek karyeden kasabaya ve gerek çarşıdan hükümet konağına isal esnasında bağlamayacak ve bağlayacakları adamlara yalnız bağdan başka darb ve sair gûne muamele-i tahkiriye ve ta’zibiye vukua getirmeyeceklerdir.
Yirmi İkinci Madde: Bir kaza dahilinde eşkiya zuhuru etdiği vakit gerek ol kazadan ve gerek bi’l-muhabere hem-hudud olan diğer kazalardan lüzumu miktar asakir-i zabtiye tertib ve sevkıyla her taraftan emr-i ta’kib ve istisale müsaraat ve itina olunacak ve lüzumu halinde bir kazanın asakir-i zabtiyesi diğer kaza hududunu tecavüz ederek ve oralarda bulunacak askerle dahi birleşüb yekdiğerine muavenet eyleyerek heman tutuluncaya kadar eşkiyanın arkası bırakılmayacaktır.
Yirmi Üçüncü Madde: Asakir-i zabtiyeden birisi veyahud bir kaç neferi ifa-yı memuriyet eder iken bir gûne müşkilata uğradıkları vakit kuvve-i nizamiye tarafından muavenet-i maktaziye icra olunacaktır.
Yirmi Dördüncü Madde: Asakir-i zabtiye muhafaza-i emniyet-i umumiyeye memur olduğundan asakir-i nizamiye-i şahaneden dahi birisi veyahud bir kaç neferi bir gûne uygunsuzlukda bulundukları vakit asakir-i zabtiye kendülerini men‘ ile lüzumu halinde alub en yakın asakir-i nizamiye karakolhanesine teslim edeceği gibi öyle uygunsuzlukda bulunacak asakir-i zabtiye dahi asakir-i nizamiye tarafından görüldükde kezalik men‘ ile beraber en yakın zabtiye karakolhanesine teslim kılınacaktır.
Yirmi Beşinci Madde: Asakir-i zabtiye zabitan ve neferatı talimat-ı mahsusasına tatbikan itfa-yı harika ve gerek harik zuhur eden mahalden ve gerek civar hanelerden çıkarılacak her nevi eşyanın zayi‘ etdirilmemesine itina ve dikkat eyleyeceklerdir.
Yirmi Altıncı Madde: Asakir-i zabtiye zabitan ve efradı vazife-i mülkiye ve askeriyelerini icra esnasında bir adam hakkında sû-i muamele ederler ve ücret namıyla ve nam-ı aharla...