Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
28
Fasl-ı Sâlis
( Vilâyetin vezâif-i dâimesi hakkındadır )
On beşinci madde — Vezâif-i dâimenin esâsı fasl-ı evvelde münderic vezâif-i ıslâhiyenin ba'de'l-icrâ devâm ve cereyânını te'mîn etmektir.
On altıncı madde — Vâliler işbu fasılda zikr olunan vezâif-i dâime ile mükellef olup mesâlih-i vilâyetin her nev' ve kısmında müstahdem me'mûrların vazîfe-i mahsûsalarını icrâ edip etmediklerine mütemâdiyen nezâret edeceklerdir. O me'mûrlardan doğrudan doğruya kendü maiyyetlerinde bulunanların içinde vazîfelerini îfâ etmeyen veyâhud kânûn ve kâideye ve ta'lîmâtına muhâlif hareket edenler olur ise haklarında icrâ edecekleri tahkîkât ve îcâb-ı hâl ve maslahata ve nizâm-ı mahsûsuna göre cereyân eyleyecek muhâkemât üzerine istîzâna muhtâc takımdan olmayanlarının azl ve tebdîlleriyle esbâb-ı mûcibe-i azllerini ba'dehû inhâ etmeğe me'zûn ve azlleri istîzâna mütevakkıf olanlarının mûcib-i azl olacak ahvâlini Bâb-ı Âlî'ye bildirmekle me'mûrdurlar. Ve doğrudan doğruya vilâyetin maiyyetinde olmayıp bir nezâret veyâ idâreye mensûb olan me'mûrînin sû-i ahvâli görüldükde müteallik oldukları nezâret ve idâreye teblîğ ve iş'âr eyleyeceklerdir. Vâliler şu tahkîk-i muâmelât-ı me'mûrîn husûsunda müsâmaha ederler ise mes'ûl olurlar ve bu mes'ûliyet doğrudan doğruya vâlilerin emri altında hareket eden ve kendülerinden ta'lîmât alan me'mûrlara dahi vazîfelerinin derecesine göre şâmildir.
On yedinci madde — Vâliler umûr-ı zâbıtada her dürlü tedâbîri icrâya me'zûndurlar. Fakat âsâyiş-i umûmîyi ihlâl edecek ba'zı fevkalâde ahvâlin âsâr ve emârâtı zuhûrunda ve esbâb-ı mûcibesinin tahakkukunda tedâbîr-i îcâbiye-i mahalliyeye teşebbüsle berâber Bâb-ı Âlî'nin re'yine mürâcaat edecekleri gibi mutasarrıfların dahi o makûle hâlâtda vâliden taleb-i ta'lîmât ve iktizâ eden tedâbîre mübâderet etmekle berâber îcâb-ı mevki' ve maslahata göre doğrudan doğruya Bâb-ı Âlî'ye iş'âr-ı keyfiyet etmeleri memnû' olmayacaktır.
( On sekizinci )
Fasl-ı Sâlis
( Vilâyetin vezâif-i dâimesi hakkındadır )
On beşinci madde — Vezâif-i dâimenin esâsı fasl-ı evvelde münderic vezâif-i ıslâhiyenin ba'de'l-icrâ devâm ve cereyânını te'mîn etmektir.
On altıncı madde — Vâliler işbu fasılda zikr olunan vezâif-i dâime ile mükellef olup mesâlih-i vilâyetin her nev' ve kısmında müstahdem me'mûrların vazîfe-i mahsûsalarını icrâ edip etmediklerine mütemâdiyen nezâret edeceklerdir. O me'mûrlardan doğrudan doğruya kendü maiyyetlerinde bulunanların içinde vazîfelerini îfâ etmeyen veyâhud kânûn ve kâideye ve ta'lîmâtına muhâlif hareket edenler olur ise haklarında icrâ edecekleri tahkîkât ve îcâb-ı hâl ve maslahata ve nizâm-ı mahsûsuna göre cereyân eyleyecek muhâkemât üzerine istîzâna muhtâc takımdan olmayanlarının azl ve tebdîlleriyle esbâb-ı mûcibe-i azllerini ba'dehû inhâ etmeğe me'zûn ve azlleri istîzâna mütevakkıf olanlarının mûcib-i azl olacak ahvâlini Bâb-ı Âlî'ye bildirmekle me'mûrdurlar. Ve doğrudan doğruya vilâyetin maiyyetinde olmayıp bir nezâret veyâ idâreye mensûb olan me'mûrînin sû-i ahvâli görüldükde müteallik oldukları nezâret ve idâreye teblîğ ve iş'âr eyleyeceklerdir. Vâliler şu tahkîk-i muâmelât-ı me'mûrîn husûsunda müsâmaha ederler ise mes'ûl olurlar ve bu mes'ûliyet doğrudan doğruya vâlilerin emri altında hareket eden ve kendülerinden ta'lîmât alan me'mûrlara dahi vazîfelerinin derecesine göre şâmildir.
On yedinci madde — Vâliler umûr-ı zâbıtada her dürlü tedâbîri icrâya me'zûndurlar. Fakat âsâyiş-i umûmîyi ihlâl edecek ba'zı fevkalâde ahvâlin âsâr ve emârâtı zuhûrunda ve esbâb-ı mûcibesinin tahakkukunda tedâbîr-i îcâbiye-i mahalliyeye teşebbüsle berâber Bâb-ı Âlî'nin re'yine mürâcaat edecekleri gibi mutasarrıfların dahi o makûle hâlâtda vâliden taleb-i ta'lîmât ve iktizâ eden tedâbîre mübâderet etmekle berâber îcâb-ı mevki' ve maslahata göre doğrudan doğruya Bâb-ı Âlî'ye iş'âr-ı keyfiyet etmeleri memnû' olmayacaktır.
( On sekizinci )