Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
417
1642 Madde — Müteveffanın lehine ve aleyhine olan davada yalnız vereseden birisi hasım olabilir.
Fakat terekeden bir ayn-ı davada ol ayn vereseden kimin yedinde ise hasım odur.
Zilyed olmayan vâris hasım olamaz.
Meselâ müteveffanın bir kimsede olan alacağını vereseden yalnız biri dava edebilir.
Ve ba‘de’s-sübut ol alacağın mecmuu cümle verese içün hükm olunur.
Fakat müddei olan vâris andan yalnız kendi hissesini kabz eder sair veresenin hissesini kabz edemez.
Kezâlik bir kimse terekeden deyn dava edecek oldukda vereseden yalnız birisinin huzurunda dava edebilir. Gerek ol vâris yedinde terekeden mal bulunsun ve gerek bulunmasın. Ve böyle yalnız bir vârisin huzurunda dava-yı deyn edip de ol vâris dahi deyni ikrar ettiği takdirde deynden anın hissesine ne kadar isabet ederse yalnız ol mikdarı vermek üzere emr olunur.
Ve anın ikrarı sair vereseye sirayet etmez. Ve eğer ikrar etmeyip de müddei yalnız ol vârisin huzurunda davasını ispat ederse cümle verese aleyhine hükm olunur.
Ve müddei ol vechile mahkûmun bih olan deyni terekeden alacak oldukda sair verese müddeiye ol deyni tekrar bizim huzurumuzda ispat et diyemezler.
Fakat müddeinin davasını def‘e salâhiyetleri vardır.
Ama kable’l-kısme müteveffanın terekesinden olan ve fakat vereseden birinin yedinde bulunan bir aynı bir kimse benim malım olup müteveffaya îdâ‘ etmişdim deyu dava edecek oldukda hasım ancak zilyed olan vârisdir. Diğer vereseden dava etse istimâ‘ olunmaz. Ve zilyedden dava edip de anın ikrarıyla hükm olunur ise sair vereseye sirayet etmez anın ikrarı ancak kendi hissesi mikdarınca nâfiz olup anın ol aynde olan hissesi müddeinin olmak üzere hükm olunur. Ve eğer zilyed olan vâris inkâr edip de müddei davasını ispat ederse mecmu‘ verese aleyhine hükm olunur.
(78) maddeye bak
1643 Madde — İrsden gayrı bir sebeb mülk ile birkaç kimse beyninde müşterek...
1642 Madde — Müteveffanın lehine ve aleyhine olan davada yalnız vereseden birisi hasım olabilir.
Fakat terekeden bir ayn-ı davada ol ayn vereseden kimin yedinde ise hasım odur.
Zilyed olmayan vâris hasım olamaz.
Meselâ müteveffanın bir kimsede olan alacağını vereseden yalnız biri dava edebilir.
Ve ba‘de’s-sübut ol alacağın mecmuu cümle verese içün hükm olunur.
Fakat müddei olan vâris andan yalnız kendi hissesini kabz eder sair veresenin hissesini kabz edemez.
Kezâlik bir kimse terekeden deyn dava edecek oldukda vereseden yalnız birisinin huzurunda dava edebilir. Gerek ol vâris yedinde terekeden mal bulunsun ve gerek bulunmasın. Ve böyle yalnız bir vârisin huzurunda dava-yı deyn edip de ol vâris dahi deyni ikrar ettiği takdirde deynden anın hissesine ne kadar isabet ederse yalnız ol mikdarı vermek üzere emr olunur.
Ve anın ikrarı sair vereseye sirayet etmez. Ve eğer ikrar etmeyip de müddei yalnız ol vârisin huzurunda davasını ispat ederse cümle verese aleyhine hükm olunur.
Ve müddei ol vechile mahkûmun bih olan deyni terekeden alacak oldukda sair verese müddeiye ol deyni tekrar bizim huzurumuzda ispat et diyemezler.
Fakat müddeinin davasını def‘e salâhiyetleri vardır.
Ama kable’l-kısme müteveffanın terekesinden olan ve fakat vereseden birinin yedinde bulunan bir aynı bir kimse benim malım olup müteveffaya îdâ‘ etmişdim deyu dava edecek oldukda hasım ancak zilyed olan vârisdir. Diğer vereseden dava etse istimâ‘ olunmaz. Ve zilyedden dava edip de anın ikrarıyla hükm olunur ise sair vereseye sirayet etmez anın ikrarı ancak kendi hissesi mikdarınca nâfiz olup anın ol aynde olan hissesi müddeinin olmak üzere hükm olunur. Ve eğer zilyed olan vâris inkâr edip de müddei davasını ispat ederse mecmu‘ verese aleyhine hükm olunur.
(78) maddeye bak
1643 Madde — İrsden gayrı bir sebeb mülk ile birkaç kimse beyninde müşterek...