Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
423
١٦٦٣ ماده Bu babda mu’teber ya’ni da’vanın istimâ’ına mâni’ olan mürûr-ı zaman ancak bilâ ‘uzr vâki’ olan mürûr-ı zamandır.
Yoksa müddeînin vasîsi bulunsun sağîr yâ mecnûn yâ ma’tûh olması yâhud müddet-i sefer olan âhar diyârda bulunması veyâhud hasmının mütegallibeden olması gibi a’zâr-ı şer’iyyeden biriyle mürûr eden zamâna i’tibâr olunmaz.
Binâenaleyh mürûr-ı zamânın mebde’i ‘uzrün zevâl ve indifâ’ı târîhinden i’tibâr olunur.
Meselâ bir kimsenin hâl-i sıgarında geçen zamâna i’tibâr olunmayıp mürûr-ı zaman ancak hadd-i bulûğa vâsıl olduğu târîhden mu’teberdir.
Kezâlik bir kimsenin mütegallibeden biriyle da’vâsı olup da hasmının tegallübü mümted olarak da’vâ edemediğinden mürûr-ı zaman bulunsa ol da’vânın istimâ’ına mâni’ olmaz.
Mürûr-ı zaman ancak tegallübün zevâli târîhinden mu’teberdir.
١٦٦٤ ماده Müddet-i sefer seyr-i mu’tedil ile üç günlük ya’ni on sekiz sâ’atlik mesâfedir.
١٦٦٥ ماده Beynlerinde müddet-i sefer olan iki belde sâkinlerinden birisi bir kaç senede bir kerre bir beldede birleşip yekdiğeriyle muhâkemeleri kâbil iken biribirinden bir şey da’vâ etmeyerek bu vechile mürûr-ı zaman bulunduktan sonra müddet-i mürûrdan mukaddem târîh ile birinin diğerinden da’vâsı istimâ’ olunmaz.
١٦٦٦ ماده Bir kimse bir husûsu huzûr-ı hâkimde diğer kimseden bir kaç senede bir kerre da’vâ edip ancak fasl-ı da’vâ edilmeyerek bu vechile on beş sene mürûr etse da’vânın istimâ’ına mâni’ olmaz.
Ammâ huzûr-ı hâkimde olmayan iddi’â ve mutâlebe mürûr-ı zamânı def’ edemez.
Binâenaleyh bir kimse bir husûsu meclis-i hâkimin gayrı yerlerde iddi’â ve mutâlebe ederek bu vechile mürûr-ı zaman bulunsa müddeînin da’vâsı istimâ’ olunmaz.
١٦٦٧ ماده Mürûr-ı zaman müddeî müddeâ-bihi iddi’âya salâhiyyet geldiği târîhden i’tibâr olunur.
Binâenaleyh deyn-i müecceli da’vâda mürûr-ı zaman ancak hulûl-i ecelden mu’teber olur. Zîrâ kable’l-hulûli’l-ecel müddeînin ol deyni da’vâ ve mutâlebeye salâhiyyeti yoktur.
Meselâ bir kimse diğer kimseden bundan on beş sene mukaddem semeni üç sene
١٦٦٣ ماده Bu babda mu’teber ya’ni da’vanın istimâ’ına mâni’ olan mürûr-ı zaman ancak bilâ ‘uzr vâki’ olan mürûr-ı zamandır.
Yoksa müddeînin vasîsi bulunsun sağîr yâ mecnûn yâ ma’tûh olması yâhud müddet-i sefer olan âhar diyârda bulunması veyâhud hasmının mütegallibeden olması gibi a’zâr-ı şer’iyyeden biriyle mürûr eden zamâna i’tibâr olunmaz.
Binâenaleyh mürûr-ı zamânın mebde’i ‘uzrün zevâl ve indifâ’ı târîhinden i’tibâr olunur.
Meselâ bir kimsenin hâl-i sıgarında geçen zamâna i’tibâr olunmayıp mürûr-ı zaman ancak hadd-i bulûğa vâsıl olduğu târîhden mu’teberdir.
Kezâlik bir kimsenin mütegallibeden biriyle da’vâsı olup da hasmının tegallübü mümted olarak da’vâ edemediğinden mürûr-ı zaman bulunsa ol da’vânın istimâ’ına mâni’ olmaz.
Mürûr-ı zaman ancak tegallübün zevâli târîhinden mu’teberdir.
١٦٦٤ ماده Müddet-i sefer seyr-i mu’tedil ile üç günlük ya’ni on sekiz sâ’atlik mesâfedir.
١٦٦٥ ماده Beynlerinde müddet-i sefer olan iki belde sâkinlerinden birisi bir kaç senede bir kerre bir beldede birleşip yekdiğeriyle muhâkemeleri kâbil iken biribirinden bir şey da’vâ etmeyerek bu vechile mürûr-ı zaman bulunduktan sonra müddet-i mürûrdan mukaddem târîh ile birinin diğerinden da’vâsı istimâ’ olunmaz.
١٦٦٦ ماده Bir kimse bir husûsu huzûr-ı hâkimde diğer kimseden bir kaç senede bir kerre da’vâ edip ancak fasl-ı da’vâ edilmeyerek bu vechile on beş sene mürûr etse da’vânın istimâ’ına mâni’ olmaz.
Ammâ huzûr-ı hâkimde olmayan iddi’â ve mutâlebe mürûr-ı zamânı def’ edemez.
Binâenaleyh bir kimse bir husûsu meclis-i hâkimin gayrı yerlerde iddi’â ve mutâlebe ederek bu vechile mürûr-ı zaman bulunsa müddeînin da’vâsı istimâ’ olunmaz.
١٦٦٧ ماده Mürûr-ı zaman müddeî müddeâ-bihi iddi’âya salâhiyyet geldiği târîhden i’tibâr olunur.
Binâenaleyh deyn-i müecceli da’vâda mürûr-ı zaman ancak hulûl-i ecelden mu’teber olur. Zîrâ kable’l-hulûli’l-ecel müddeînin ol deyni da’vâ ve mutâlebeye salâhiyyeti yoktur.
Meselâ bir kimse diğer kimseden bundan on beş sene mukaddem semeni üç sene