Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
859
On ikinci bend: Etibba-yı mersûmenin takdim eyledikleri takarir ve tahriratları ber-vech-i tafsil muharrer olub vebanın zuhurunda illet-i mezbûrenin alâmet ve nişanlarını bi'l-etraf tahrir ve tastir edecekleri ve bulundukları mahallerden tevarüd edecek sefayin ve medhallere nezaret-i tahaffuziye tarafından ne gûna re'y ve ne emr olunacak ise etibba-yı mersûmenin takdim eyledikleri tahrirlerine nazar olunacak olduğundan takarir-i mezkûrenin tahririnde ziyade ihtimam ve dikkat edecekleri.
On üçüncü bend: Etibba-yı mezkûrenin memuriyetleri hususunda gerek gördükleri ve gerek istima eyledikleri maddelere yakînen malûmatları olmadıkça itimad etmeyip tahkikine gayret ve ikdam ederler ve hususuyla meşkûk hastalıktan vefat eden meyyitlerin muayenesinde dikkat ve bu husus hakkında mümkün olan vukûfu tahsil etmedikçe ol hastalığın ne nev olduğuna karar vermeyecekleri.
On dördüncü bend: Her nev hıyarcık ve kabarcık ve ilel-i sariyeye dair olan cemî alâmet ve nişanelere muvafık olan nesnelerden şüphe edip ve eğer bunlara giriftar olanlarda ateş ve hastalık ufunetini müşahede ederlerse işbu çıbanlar frengi yahut ilel-i sariye-i saireden olmayarak âhar bir sebebden zuhûra gelmiş olduklarına dahi âşinâ olsalar husus-ı mezkûru dahi ihbar edecekleri ve irsal edecekleri ihbarnamelerini berren ve bahren evvel-be-evvel azimet eden tatar ve sefayin ile irsal edecekleri.
On beşinci bend: Etibba-yı mersûme şüpheli olan hastalığa dûçâr olanların odalarına girmemeleri fakat münasip mertebe yani iki yahut üç adım uzakda durarak hastanın üzerinde bulunan elbiseyi çıkartıp vücudunun her tarafını ve hususuyla kasık ve koltuk altlarını dikkatlice muayene edecekleri.
On altıncı bend: Etibba-yı mezkûre bulaşmaktan hazar edip ve bulaştıkları halde kendi kendilerini karantina edip der-akab tahaffuz memuruna ve nezaret-i tahaffuz tarafına dahi ihbar ve ilân edecekleri.
On yedinci bend: Etibba-yı sıhhiye bulundukları mahallerin ahval-i sıhhiyesini konsolos olan mahallerde beher hafta konsoloslara ifade edecekleri ve maazallâhu teâlâ...
On ikinci bend: Etibba-yı mersûmenin takdim eyledikleri takarir ve tahriratları ber-vech-i tafsil muharrer olub vebanın zuhurunda illet-i mezbûrenin alâmet ve nişanlarını bi'l-etraf tahrir ve tastir edecekleri ve bulundukları mahallerden tevarüd edecek sefayin ve medhallere nezaret-i tahaffuziye tarafından ne gûna re'y ve ne emr olunacak ise etibba-yı mersûmenin takdim eyledikleri tahrirlerine nazar olunacak olduğundan takarir-i mezkûrenin tahririnde ziyade ihtimam ve dikkat edecekleri.
On üçüncü bend: Etibba-yı mezkûrenin memuriyetleri hususunda gerek gördükleri ve gerek istima eyledikleri maddelere yakînen malûmatları olmadıkça itimad etmeyip tahkikine gayret ve ikdam ederler ve hususuyla meşkûk hastalıktan vefat eden meyyitlerin muayenesinde dikkat ve bu husus hakkında mümkün olan vukûfu tahsil etmedikçe ol hastalığın ne nev olduğuna karar vermeyecekleri.
On dördüncü bend: Her nev hıyarcık ve kabarcık ve ilel-i sariyeye dair olan cemî alâmet ve nişanelere muvafık olan nesnelerden şüphe edip ve eğer bunlara giriftar olanlarda ateş ve hastalık ufunetini müşahede ederlerse işbu çıbanlar frengi yahut ilel-i sariye-i saireden olmayarak âhar bir sebebden zuhûra gelmiş olduklarına dahi âşinâ olsalar husus-ı mezkûru dahi ihbar edecekleri ve irsal edecekleri ihbarnamelerini berren ve bahren evvel-be-evvel azimet eden tatar ve sefayin ile irsal edecekleri.
On beşinci bend: Etibba-yı mersûme şüpheli olan hastalığa dûçâr olanların odalarına girmemeleri fakat münasip mertebe yani iki yahut üç adım uzakda durarak hastanın üzerinde bulunan elbiseyi çıkartıp vücudunun her tarafını ve hususuyla kasık ve koltuk altlarını dikkatlice muayene edecekleri.
On altıncı bend: Etibba-yı mezkûre bulaşmaktan hazar edip ve bulaştıkları halde kendi kendilerini karantina edip der-akab tahaffuz memuruna ve nezaret-i tahaffuz tarafına dahi ihbar ve ilân edecekleri.
On yedinci bend: Etibba-yı sıhhiye bulundukları mahallerin ahval-i sıhhiyesini konsolos olan mahallerde beher hafta konsoloslara ifade edecekleri ve maazallâhu teâlâ...